Bizi Takip Edin

7 Ekim 2015

Ortak Açıklama: Mülteci Kamplarında Çocuk Tecavüzlerininin Meşrulaştırılmasına Hayır!

ORTAK AÇIKLAMA

Her zaman olduğu gibi bu kez de savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar. Özellikle son bir yıldır Suriye, Rojova, Şengal ve Kobanê’daki savaştan kaçmak zorunda kalarak Türkiye’ye sığınan ve gerek şehirlerde yaşayan, gerekse devlet eliyle kamplara yerleştirilen binlerce kişi, en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı koşullarda, her gün ayrımcılık ve şiddetle yüz yüze gelerek hayatta kalma mücadelesi sürdürmekte.

Böylesi kırılgan durumlarda ilk gözden çıkarılan ya da ilk “göz koyulan” kız çocuklarının, tecavüz tehlikesine karşı koruma, başlık parası, bakım yükünden kurtulma gibi bahane ve nedenlerle Türkiye vatandaşları ya da kendi vatandaşlarıyla evlendirildiklerine ilişkin iddialar basın haberleri, araştırma raporları ve soru önergelerinde sık sık gündeme gelmektedir. Söz konusu iddiaların araştırılması yönünde herhangi bir çalışmanın başlatılmamış olması, devlet yetkililerinin bilgisi dâhilinde gerçekleştiğine dair kamuoyu nezdinde şüphe uyandırmaktadır. Savaşın, zorla yerinden edilmiş olmanın, yakınlarını kaybetmenin ağır ruhsal yükünün üzerine bir de devletin göz yummasından dolayı gerçekleşen ve evlilik kurumuyla perdelenen tecavüzün, erken yitirilen çocukluğun, hazır olmadan çocuk sahibi olmanın travmatik etkileri kız çocuklarının ruh ve bedenlerinde yaşamları boyunca taşıyacakları izler bırakıyor.

Devlet, her ne kadar sığınmacılara “misafir” diyerek uluslararası sözleşmelerle belirlenmiş sorumluluklarından kaçmak istese de, başta Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere uluslararası sözleşmeler gereğince ülkemiz sınırlarında bulunan tüm çocukların korunmasından sorumludur. Çocuk haklarının uygulanmasından ve izlenmesinden sorumlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere Çocuk Koruma Kanununda belirtildiği üzere adli ve idari merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu bildirmekle yükümlüdür. Dolayısıyla Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşen, çocuk ve kadın hakları açısından çok ciddi bir ihlal alanı olan çocuk yaşta evlendirilmeler- ister TC vatandaşı, ister sığınmacı olsun- Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetki alanına girmekle birlikte bu suçu işleyenler kadar suçun işlenmesine göz yuman ilgili kurumların da suçun müşterek faili olduğunu/olacağını göstermektedir. Buradan hareketle, medyada konuyla ilgili yayınlanan haberlerin ve ALO183, BİMER gibi yollarla yapılan şikâyetlerin ihbar kabul edilerek gerekli inceleme ve soruşturmaların yapılması gerekmektedir.

Kız çocuklarının evlendirilmesine göz yummak, evlilik içi tecavüze uğramalarına seyirci kalmak demektir. Çocuk ve kadın hakları alanında çalışan örgütler olarak, konuyla ilgili bağımsız ya da resmi tüm kuruluşları bu insanlık suçuna ortak olmamaya; sorumlu devlet kuruluşlarını böylesine büyük ve açık bir çocuk hakkı ihlalini önlemeye yönelik tedbirleri almaya ve gerekli yaptırımları uygulamaya çağırıyoruz.

 

 

 

Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği

Başak Kültür ve Sanat Vakfı

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 

Çekirdek Çocuk
Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği
Çocuk Çalışmaları Birimi (ÇOÇA)
Eşit Haklar İzleme Derneği

Gündem Çocuk Derneği
Hitit Spor
Lamdaistanbul
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Kaos GL
Koruyucu Aile, Evlat Edinme Derneği
Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Sulukule Gönüllüleri Derneüi
Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği
Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği
Türkiye Gençlik Federasyonu