Bizi Takip Edin

22 Aralık 2015

Ortak Açıklama: Çocuklar İçin Hemen Şimdi Barış

BASINA VE KAMUOYUNA

Biz çocuk ve insan hakları örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri,akademisyenler, sanatçılar, milletvekilleri, gazeteciler, kadın ve LGBTİörgütleri, öğrenciler, sivil inisiyatifler, siyasi parti ve oluşumlar olarakülkemizde 7 Haziran’dan bugüne devam eden çatışma ortamının acilen sonbulmasını istiyoruz.

Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinin ardından başlayan, 22Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarıyla yükselen şiddet ortamınınetkileri, toplumun tüm kesimleri üzerinde derinleşerek devam etmektedir. 16Ağustos tarihinden günümüze; yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 7ilde-17 ilçede gerçekleşen sokağa çıkma yasaklarının, bölgede devam edençatışma halinin ve buna bağlı olarak başta çocuklar olmak üzere gerçekleşenölümlerin durmasını talep ediyoruz.

Çocuk ve gençler  birülkeyi oluşturan toplumun üzerinde en özenle durulması, gözetilmesi,eğitilmesi, şiddetten, ihmal ve istismardan korunması gereken kesimidir.Ülkelerin çağdaşlık düzeyleri çocuk ve gençlere verilen değerle koşuttur.Türkiye BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1990 yılında imzalayarak her bir çocuğunhak ve özgürlüklerini her koşulda koruma ve yerine getirme yükümlülüğünü kabuletmiştir. Ancak, ne yazık ki bugün ülkemizde çocuk ve gençlere çok hoyratdavranan, onlara yönelik sevgisiz eylem ve söylemlerle, çocuk  ve gençleri ve onların ailelerini örseleyenbir devlet yönetimi biçimi egemendir. Yalnızca örselenmek değil, çocuk vegençler bugünkü  yönetimin şiddet içerenyaklaşımlarıyla yaşamlarını, bedensel ve ruhsal bütünlükleriniyitirmektedirler.

22 Temmuz Suruç katliamından itibaren bugüne kadar yaşanançatışmalarda ve sokağa çıkma yasaklarında; hastaneye gidemeyen, annesininkarnında henüz doğma fırsatı bulamayan ve kolluk kuvvetlerinin doğrudan hedefiolan en az 44 çocuk yaşamını kaybetmiştir. Şu anda bölgeye bakıldığında da;eğitimin durdurulduğu, öğretmenlerin hizmet içi eğitim gerekçesiyle şehirdışına gönderildiği, okulların ve hastanelerin karargâh olarak kullanıldığı,hastanelerin bombalandığı, okul yurtlarının yakıldığı, temel ihtiyacı için bilesokağa çıkan sivillerin hedef alındığı, bölge halkının göçe zorlandığı, halkınsağlık hizmetlerine ulaşımının engellendiği görülmektedir. Tüm bunlaryaşananların bir operasyon değil, savaş olduğunun açık kanıtıdır ve sözleşmedeyer alan hak ve özgürlüklerin açık ihlalidir. Bölgeye yapılan askeri sevkiyatındevam etmesi savaş ortamının büyüyerek devam edeceği konusunda endişelerimiziarttırmaktadır.

Bölgede çocuklar, eğer şans eseri yaşamlarını kaybetmiyorsabile, hiçbir yasal dayanağı olmayan sokağa çıkma yasaklarında yakınlarınıkaybetmekte, eğitim, sağlık, güvenli bir ortamda büyüme, barınma ve gelişimhaklarına erişememekte ve şiddetin doğrudan tanığı olmakta ve böylece çocuklarihmal ve istismar edilmektedir.

Travmatik yaşantılar içerisinde en ağır izler bırakanyaşantıların, insan eliyle yaratılan travmalar olduğu bilinmektedir. Şu andadevam eden ve günden güne yükselen şiddet ortamının çocuklar üzerinde kısa veuzun vadeli etkileri bulunmaktadır. Bu savaş ortamının, şiddete doğrudan maruzkalan çocuklar üzerinde etkisi olduğu gibi, o ortamda bulunmayan ancak dolaylıyollardan maruz kalan veya olanlara tanıklık eden çocuklar üzerinde ve tümtoplum üzerinde de travmatik etkileri olduğu bilinmektedir. Ayrıca savaşlarbittikten sonra bile savaşın etkileri kuşaktan kuşağa aktarılabilmekte, uzunyıllar boyunca devam edebilmektedir. Savaş ortamına doğrudan ya da dolaylımaruz kalan çocuklar kaygı, üzüntü, öfke, güven kaybı, çaresizlik, umutsuzluk,yabancılaşma ve daha birçok baş edilmesi zor duyguları hissedebilmekte; budurum çocukların fizyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal gelişiminietkileyebilmektedir. Tüm bu bilimsel gerçeklere rağmen çocukların korunmasıiçin herhangi bir önlem alınmamakta, devletin yükümlülüklerini yerinegetirmemesi sonucunda ortaya çıkan hak ihlalleri ağırlaşarak ve artarak devametmektedir. Sadece son 2 günde, Cizre ve Silopi’den az 4’ü çocuk olmak üzere 15kişinin hayatını kaybetmesi, durumun ağrılığını açıkça gözler önünesermektedir. Bu durum insan hakları ve çocuk hakları açısından kabuledilemezdir.

Yaşanılanların uluslararası kamuoyunda da yeterince yeralmaması, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik engellemeler sonucunda basının busüreçte herkesi doğru bilgiye ulaştırma yükümlülüğünü yerine getirememesibizleri ayrıca üzmekte ve endişemizi arttırmaktadır.

Ülke yönetimini elinde tutmakta olan güçlerin  ana özelliği, halkını,insanını sevmek ve bu sevgi ve özeni temel alarak, o ülke halkına hiçbir ayrımgöstermeksizin insancıl, çağdaş nitelikli bir yaşam biçimi  sağlamak olmalıdır. Çocuk ve  gençlere şiddet  uygulayan, onlarınyaşamlarını  yitirmelerine neden olan veolanlardan hiç pişmanlık payı çıkarmayan katı, sert, acımasız, insanca tutumve  söylemlerin uzağında  kalmayı özellikle yeğleyen bir devletyönetiminin varlığı  o ülke çocukları vegençleri için çocuk ihmali ve istismarı açısından önemli bir risk etmenidir.

Son dönemde ülkemizde, devlet eliyle çocuk  ihmal ve istismarı örnekleri  giderek artmaktadır. Çocuk ve gençleriniacımasızca örseleyen, baskılayan, gelişimlerini aksatan ya da engelleyen, kıyımauğratan ve  onların yaşam hakkınıellerinden alan bugünkü devlet yönetimine “ dur” denilmesi gerekir.

Çocuklarımızı merakın ve oyunun geliştirici evrenindenalarak umutsuzluğa ondan da öte ölüme tutsak kılan; coşkunun  ve yaşamın kapısını onlara kapayan;

Çocuk ve gençlerimizi ayrımcılık zemininde çarpıştırmayıhedefleyen;

Çocuk ve gençlerimizi sorgulamalara  çeken ancak, onların özgürce  dünyayı, çevrelerinde olup bitenlerisorgulamalarına izin vermeyen tüm yaklaşımları kınıyoruz.

Türkiye 90’lı yıllarda savaş ortamının bedelini çok ağırödemiştir ve hala ödemeye devam etmektedir. Bizler aşağıda imzası bulunan kişive kurumlar olarak bu savaşın ve çatışmanın sadece bölgede yaşayanların değil,hepimiz üzerinde yıkıcı ve onarılması güç etkisi olduğunu biliyoruz, yaşıyoruzve hissediyoruz. Bu yüzden de acilen yapılaması gerekenleri bir kez daha tekrarediyoruz:

Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını,

Devletin tarafı olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi baştaolmak üzere, insan hakları yükümlülüklerini yerine getirerek yaşamalanlarındaki şiddet ve baskıdan vazgeçmesini,

Tüm tarafların çocukların yüksek yararını gözetecek tutumlargeliştirmesini,

Barış, özgürlük ve demokrasi temelinde müzakere sürecininyeniden başlatılmasını,

Bu süreçte yaşanan tüm ihlalleri gerçekleştirenlerin cezasızkalmamasını,

Bu sürede gerçekleşen toplumsal, ekonomik, psikolojiktahribatın hak temelli onarılmasını, bu şekilde toplumsal adaletin inşaedilmesini talep ediyoruz.

Bizler biliyoruz ki; yetkililerin söylediklerinin aksine savaş ve şiddetin etkisi, çocuklaraverilecek “telafi eğitimleriyle” giderilmeyecek kadar derindir. Yaşadığımız buzorlu günlerin telafisi ancak Barış, Özgürlük ve Dayanışmayla mümkündür.

Toplumu, Çocuk  veGençlerin, Barış İçerisinde Gelişimlerinin Önünü Açan Aydınlık, Güzel GünlereÇıkmalarında, Onların Destekçisi Olmaya Çağırıyoruz.

İmzacılar (Alfabetik sırayla.. 22.12.2015, 12.30 itibariyle)

Alınteri

Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu

Barış İçin Akademisyenler Ankara

Başak Kültür ve Sanat Vakfı

Başka Bir Okul Mümkün Derneği

Biber Gazı Yasaklansı İnsiyatifi

Bebek Ruh Saglığı Derneği

BuluTiyatro

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği

Çekirdek Çocuk

Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği  (Çare-der)

Çocuk Çalışmaları Birimi

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği

DGD Platformu

Doğu-Güneydoğu Dernekleri

EğitimSen İzmir 2 No’lu Şube

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

Felsefeciler Derneği Genel Merkezi

Gündem Çocuk Derneği

Halkların Köprüsü

Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

HDP Ankara İl Örgütü

Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü

İnadına Haber

İnsan Hakları Araştırmaları Derneği

İnsan Hakları Derneği

İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi

İstanbul 78 liler girişimi

İzmir Barış Bloku

İzmir KESK Kadın Meclisi

İzmir Müzisyenler Derneği

Kadın Yazarlar Derneği

Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu MYK (KESK)

KAOS GL

Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği (ODTÜ)

Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği (Oz-Ge Der)

Parklar Bizim Ankara

Pratisyen Hekimlik Derneği Diyarbakır Şubesi

RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği)

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şubesi

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği

TODAP

Travma Çalışmaları Derneği (TÇD)

Türk Psikologlar Derneği

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı

Türkiye Gençlik Birliği Derneği

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği (UİD-DER)

Vicdani Ret Derneği

 

 

Görsel: Tarlabaşı Toplum Merkezi’nin çocuklarla yürüttüğübarış atölyelerinden.