Bizi Takip Edin

13 Şubat 2015

Sınav Kaygısı

Ülkemizde eğitim sistemi yaratıcılıktan uzak, ezberci ve bir çok aşamada sınava dayalı seçme ve yerleştirme ile elemeye dayanmaktadır. Yürürlükte olan bu sistem ile ‘okullara giriş sınavları’ adı altında öğrenciler eğitim öğretim hayatları boyunca kaçınılmaz olarak sayısız (bir bildiride, Milli Eğitim Bakanlığı’na göre 22 yaşındaki bir genç ortalama 16 yıllık eğitim öğretimde yaklaşık olarak 1138 sınava girmektedir)sınav ile tanışmaktadır. Neredeyse anasınıfına kadar inmekte olan bu ‘başarıyı’ ölçen sınavlar her öğrencinin mecburen geçtiği yıpratıcı, yarıştırıcı, stresli bir süreç olup endişe hali de doğal olarak kaçınılmaz bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle lise ve üniversite giriş sınavları çoğu öğrencinin en önemli hedefi haline gelmekte, aileler, okul ve hatta dershaneler hem öğrencilerini hem de kendilerini adeta yarıştırmakta, başarı puanlarını billboardlarda reklam amaçlı ilan etmektedirler. Bu yarış sonucunda da öğrenciler elde ettikleri başarı sonucuna göre çoğu kez ebeveyn ve eğiticiler tarafından arzulanan okul ve bölümlere yerleştirilmekte, bir nevi sistem tarafından hayatlarına yön verilmektedir. Her şeyden önce, aslında eğitim sisteminin öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun, kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine olanak tanıyacak bir seviyeye yükseltilmesi ve fırsat eşitliği ilkesi temelinde yeniden şekillenmesi gerekliliği gayet açıktır ancak bu uzun vadeli bir hedef gibi önümüzde durmaktadır. Biz ülkemizde şimdiki sistemin bir sonucu olarak yoğun bir şekilde karşımıza çıkan ve yazımızın konusu olan sınav kaygısına  dönelim.

Kaygı haliaynen öfke, utanç, üzüntü gibi temel duygularımızdan biridir, belli bir düzeye kadar yararlı sayılabilecek bir yardım çağrısıdır, bizleri tehlikelerden korur,karşılaştığımız bir durumla ilgili harekete geçmemiz gerektiğini hatırlatır. Aşırıya kaçmamak şartıyla belli düzeyde yaşanan bu endişehalinin kişiyi motive ettiği, performans artışına yardımcı olduğu ve konumuz olan sınavlardaki başarıyı artırdığına dair fikirler ileri sürülmektedir. Sınav sonucunu önemsemek, hakkında kaygılanmak tabii ki öğrencinin sınava hazırlanabilmesi açısından önemlidir, ayrıca başarısının sınanması açısından kişinin tedirgin olması da anlaşılır bir durumdur. Bu nedenle olağan bir duygu olan kaygıyla çalışırken amaç kaygının tamamen ortadan kaldırılması, yok edilmesi değildir, hedef kaygının zarar verici etkilerinin önüne geçilmesidir . Kaygı düzeyi normal olan kişiler sınav ile aslında çalıştıkları konuların test edildiğini, değerlendirildiğini düşünürler. Kaygı düzeyi yüksek ve zarar verici olanların ise sınava atfettikleri önem çok daha fazla olupdurumu adeta bir tehdit ve tehlike olarak algılarlar.

Stresli durumlara en sık verilen yanıtlardan biridir kaygı ve kişinin bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel aşırı uyarılmışlık halini tanımlar. Yaygın kaygı bozukluğu; Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA) sınıflandırmasına göre aşırı kaygı ve endişeli beklentilerin en az 6 ay boyunca neredeyse her gün kişinin hayatını birçok olayda etkilemesi olarak tanımlanmaktadır;  kişi bu durumu kontrol etmekte zorlandığı gibi ek olarak huzursuzluk, gerginlik, kolay yorulma, dikkat toplamakta zorluk, sinirlilik ve öfke hali, kas gerginliği, uyku bozuklukları gibi sıkıntıların da bir çoğunu yaşar.

Kaygı bozukluğuna neden olan stresli uyaran ‘sınavlar’ olduğunda, kişinin başaramayacağına dair yaşadığı endişe ‘sınav kaygısı’ veya ‘performans kaygısı’ olarak nitelenir. Bu aşırı uyarılmışlık hali sınav öncesi, sınav anında ve/veya sınavdan sonra da yaşanabilir.Sınav kaygısı kişiden kişiye değişir ve kimileri sınav tarihi yakın olmasa da her gün sınav hakkında düşünür ve kaygılanır, bazılarında ise sınav öncesinde ve sınav anında çok artar; sınavdan hemen sonra yaşanan ve devam eden kaygı da görülebilmektedir. Sınav kaygısı aslında durumluk bir kaygıdır ancak sürekli kaygılı yapıyla olumlu ilişkisi de gösterilmiştir.

Çocukluk ve ergenlikte, yani öğrencilik yıllarında yaşam yoğun olarak eğitim sisteminin etkisindedir ve bu yıllarda kaygı hali oldukça önemlidir. Sınav kaygısı akademik problemlerin içerisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Kişiyi tedirgin etmekte, davranışlarını etkilemekte, başarısına ket vurabilmekte, hatta sorunlar giderek problem haline dönüşebilmektedir. Başarıya dair ailelerin yüksek beklentilerini karşılayamamaktan korkan öğrenciler bir çatışma yaşarlar. Kişi, kendisinin veya başkasının kendisinden beklediği performansa dair tedirginlik duyar, korkar ve abartılı düzeyi sınav sonucunu da olumsuz etkiler. Bu olumsuz etkinin farklı kültürlerdeki öğrenciler arasında yaygınlığı %20-30 gibiyken bizdeki gibi başarıya aşırı vurgu yapılan bir ülkede %42-60 arası çok daha yüksek oranlar bildirilmektedir.

Sınav kaygısı ile ilgili başlıca faktörler; kişinin kendisi veya yakın çevresi tarafından sınava atfedilen önem, kişinin kendisine başarı için yüksek standartlar koyması ve kendisini katı bir şekilde eleştirip değerlendirmesi, mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları, ailenin veya eğitimcilerin yüksek beklentilerinin çocuğa yansıtılması, olumsuza tahammülü olmayan eleştirel anne babalar, yaşıtları ile sürekli rekabetin teşvik edilmesi, çocuğun kapasitesini aşan başarı beklentileri, öğrencinin öğrenme şekli ile öğretmenin uyuşmadığı durumlar, düşük benlik saygısı, akılcı olmayan inançlar, çalışma yöntemlerinin bilinmemesi, ailenin sosyoekonomik durumu, mesleği ve eğitim durumu olarak sıralanmaktadır. Kaygıya yatkın ruhsal bir yapıya sahip kişilerin sınav kaygısı yaşama ihtimalleri daha yüksektir. Bağımlı, güvensiz, kaygılı, depresif veya kırılgan özelliklere sahip olan öğrenciler genelde daha duyarlıdır. Ayrıca kaygılı olan bu kişilerde içsel etkenler kadar çevresel faktörlerin de önemli rolü vardır. Bir ülkede sınava verilen önemle sınav kaygısının doğru orantılı olarak arttığı ileri sürülmektedir(1).

Sınav kaygısını artıran diğer nedenler arasında uyku sorunları (uykusuzluk veya çok uyuma), önceki sınavla ilgili başarısızlık ve kötü sonuç alma, başarının sürekli başkaları ile kıyaslanması, özel öğrenme güçlüğü gibi olası öğrenme bozuklukları, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), kan basıncı ve kan şekeri düzenlenmesi ile ilgili sorunlar, tiroid bezi hastalıkları gibi bazı fiziksel hastalıklar ve vitamin eksiklikleri sayılabilir.

Sınav kaygısı yaşayanlarda kişiden kişiye değişmekle beraber bir takım fiziksel, duygusal, bilişsel ve davranışsal belirtiler gözlenir. Fiziksel belirtiler arasında baş ağrısı, karın ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk, bulantı kusmalar hatta sınav öncesi ve esnasında belirgin çarpıntı, nefes alma zorluğu, baş dönmesi, titreme, sık idrara çıkma isteği oluşur; ‘sınavda kalp atışımın kulaklarımda çınlamasından yoruldum, sorulara odaklanamadım’ gibi ifadeler zaman zaman gençler tarafından dile getirilir. Sınav anında bunların yoğunluğu kişinin performansını belirgin derecede etkiler ve aşağı çeker.

Duygusal belirtiler arasında gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk, mutsuzluk, karamsarlık ve hatta bazen öfke hali yaşanır, kişi kendisini yeterince çalışmadığı, çabalamadığı düşüncesi ile suçlayabilir.

Sınavın bilişsel bileşenleri arasında sınavdan olumsuz beklentiler içinde olma, olası başarısızlıklara dair içsel konuşmalar yapma, dikkatte azalma ve konsantrasyon zorlukları vardır; genelde bilginin kodlanması ve nakledilmesi bozulur, ayrıca unutkanlık, etkili plan yapabilme becerisinde sıkıntılar, zihin karışıklığı ve kendini değersiz hissetme de görülebilir. ‘Bu sınavda yapamayacağım ve başarılı olamayacağım; sınav sonunda her şey çok kötü olacak; zaten tüm arkadaşlarım benden daha akıllı; sınavda çalıştığım her şeyi unutacağım; çok yetersizim; bu sınavda yapamazsam bir daha asla toparlayamam; rezil olacağım ve ailem dahil kimsenin yüzüne bakamayacağım’ gibi içsel konuşmalarda abartılı olumsuz düşünceler görülmektedir.

Davranışsal olarak da uyku sorunları, yeme sorunları, isteksizlik, her şeyi boş verme, aşırı ve verimsiz ders çalışma; kaygıları nedeniyle zihinleri sürekli başarısız olacağına dair endişeyle meşgul olduğundan çalıştıkları kadarını da öğrenemezler. Sınavda donakalma, hareket edememe, karar verememe görülebilir, bazı öğrenciler sınavı tamamlamadan çıkabilir hatta sınava girmekten kaçınma da bildirilen davranışlar arasındadır.

Sınav kaygısını açıklamaya yönelik bir çok farklı model ileri sürülmüştür. Bunlardan biri de bilişsel davranışçı kuramdır. Bu kurama göre çocuklar ve ergenler de, aynen yetişkinler gibi karşılaştıkları olayları yorumlarken, önceki tecrübelerin de etkisiyle felaketleştirmeya da abartma eğiliminde olabilmektedirler. Sınanmak gibi endişe verici bir durum karşısındabunun korkunç olacağı ve felaketlesonuçlanacağı yönündeki akılcı olmayan, mantık dışı inançlar genellikle yoğun bir kaygıya eşlik etmektedir. Akademik başarısızlığın korkunç olduğuna ilişkin irrasyonel inançları nedeniyle,çocuk ve ergenlerde kişilerarası ilişki kaygısı, sınav kaygısı vekonuşma kaygısı gözlenebilmekte, tabloya süreçte sosyal reddedilme de eklenebilmektedir. Yukarıda bahsedilen bilişsel davranışçı kurama dayandırılarak oluşturulan bilişsel davranışçı terapilerden gerek ‘bilişsel yeniden yapılandırma’, gerekse de ‘sistematik duyarsızlaştırma’ gibi davranışçı yöntemlerin kullanılması sınav kaygısında etkin bulunmuştur.

Sınav kaygısı ile başvuran öğrencilerde,akademik performansı etkilediği bilinen DEHB başta olmak üzere diğer öğrenme bozuklukları, sosyal kaygı bozukluğu,depresyon gibi duygu durumlar da araştırılmalıdır. Özellikle DEHB ve özel öğrenme bozukluğu (ör. disleksi) gibi durumlarda öğrencinin yaptığı basit okuma ve işlem hataları sonucunda beklenenin altında bir performans sergilediği görülür. Zamanla bu sergilediği eksik performansı kendisi de fark ederve giderek sınavlara dair kaygısı artar, artan kaygı sonucu dikkat sorunu daha da artar ve beklenenin de altında bir başarı sergiler. Bu açıdan bakıldığında, DEHB ve öğrenme bozukluğu gibi durumların  erken dönemde tanılanıp tedavi edilmesinin önemi daha net anlaşılmaktadır. Tedavi planlanırken bu durumlara eklenen sınav kaygısı da tedavi hedefleri arasında yer almalıdır.

Sınav kaygısını değerlendirip terapisini planlarken atılması gereken öncelikli adımlardan biri ders çalışmalarının daha verimli hale getirilmesidir; verimli, sistemli ve bir şekilde çalışmak gerektiği hatırlanmalıdır. Çalışma ortamının rahat olması, materyalin bölümlere ayrılarak çalışılması, gerektiği kadar mola verilmesi, önemli konuların hatırlanabilmesi açısından sınav öncesi tekrar yapılması önemlidir. Öğrenci kendisini deneme sınavları ile evde sınayabilir. Dinlendirici müzik bazı öğrencileri rahatlatabilir. Sınav öncesi iyi uyumak, ağır yiyeceklerden kaçınıp uygun bir öğün yemek, koşturmaca olmaması açısından sınavdan yarım saat kadar önce sınav yerinde bulunmak, sınav öncesinde diğer kişilerle sınav hakkında konuşmamak iyi gelebilir. Sınav esnasında acele etmemek, kolay sorulardan başlamak, anlaşılamayan soruyu bir kez daha okumak, olmazsa takılmamak, işaret koyup daha sonra zaman kalırsa aynı soruya dönmek, fiziksel belirtilerin sadece kaygı anlamına geldiğini ve herhangi bir felaketin habercisi olmadığını hatırda tutmak, yoğun kaygı durumunda bir kaç dakika ara verip gevşeme egzersizlerini yapmak işe yarayabilir.

Sınav kaygısının akademik başarıyı etkilediği durumlarda acilen yardım alınmalıdır. Yaşam kalitesini de belirgin etkileyen sınav kaygısı sonucu kişi başka hiç bir şeye zaman bulamaz, eğlenemez, gülemez, etkinliklere katılamaz, sürekli sınavı düşünür hale gelebilir; bazen çok çalışma pahasına başarı belirgin olarak düşmez ama yaşam kalitesi çok etkilenir, mutsuz olur, bu durumdaki kişiler de yardım almalıdır(2).

Sınav kaygısı ile ilgili koruyucu müdahaleler düşünüldüğünde; çocukken özgüveninin artmasına yardımcı olabilecek yaklaşımlar, aile içerisinde güvenli bağlanma ortamının sağlanması, ailelerin aşırı akademik beklentilerden kaçınmaları, çocuk aile ve okul beraberliğinde ekip çalışması sayılabilir. Unutulmamalıdır ki kaygı ile baş etmeyi öğrenmek çocuklukta öğrenilmeye başlanan bir beceridir. Kaygı uyandıran durumlarda anne babanın çocuğa vereceği duygusal destek önemlidir.

Kaynaklar

1.Dereli A (2003) Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerde sınav kaygısını nasıl azaltabiliriz? Yöret Postası. 02.02.2010, http://www.yoret.org.tr/download/ posta/68.doc

2. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, psikoloji gündemi, sınav kaygısı özel dosyası

 

*Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

tmrs76@yahoo.com