Bizi Takip Edin

13 Temmuz 2018

Travmatik Koşullarımız ve Biz

Sosyal, ilişkisel yapı içinde çocuğun ruhsallığı şekillenir. Ruh sağlığını bozan asıl etken, korkulu, kaygılı, güvensiz, gücü idealize eden ilişkisel, sosyal yapıdır. Sosyal, ilişkisel bağlamın güvensiz, sevgisiz, saygısız, değersizleştirici yapısı ruhsal yapıya da özgüvensiz, çözülmeye, parçalanmaya, dağılmaya açık halde tutar. İnsanlar arası ilişki güvensiz-kaygılı bağ ile menfaat gereği kurulur. Birey, meraklı ilgiyle yaşamı öğrenmeye ve öğrendiklerini paylaşmaya yönelmek yerine (learning mode), karşısındakinden şüphe duyarak, elindekilere sıkı sıkı tutunarak, hayatta kalmak refleksiyle (survival mode), yaşama mücadelesine girişir.

 

Temel güven duygusu, bebeğin büyürken ruhunu üzerinde inşa edeceği alt yapı olarak tanımlanabilir. 1999  Marmara depreminde sarsılan doğal temelimiz, sağlıksız geleneğin ve popüler algı yönetiminin olumsuz etkileriyle sürekli sarsılmaktadır. Geleneğimizde bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyişi travma karşısında kayıtsızlığı savunurken, denize düşen yılana sarılır deyişi yılana karşı alttan alan, yalaka tutumla durumu idare ediciliği önerir. Türk geleneğinde ne yazık ki yiğidin pusuya düşürülmesi, arkadan vurulması kabul görür. Duello geleneği bizde yoktur. Karşısına alıp yüzleşilmez, kişinin ayıbı yüzüne vurulmaz, kızım sana söylerim gelinim sen işit denir.

 

Popüler İslami anlayışla ‘kafirin canına, malına kastedilmesi’nin kabul görmesi, kimin ne koşulda kafir sayılacağının belli olmaması, ‘katli vacip’ fetvaları, ‘sallandır bakalım meydanda üç beş kişiyi böyle yaparlar mı?’ deyişleri toplumda yaygınlaşmaktadır. İslami terör örgütlerinin ‘Canlı bomba’ ları dünyanın her yerinde patlattığı günümüzde, İslam ile terörü yan yana getirmenin yanlışlığı içindeyken, İslamın bütünleştirici sevgi ve barış dini olma özelliğinin öne çıkarılması, savaş ve terörün hiçbir şekilde özendirilmemesi gerekmektedir. İnsanın, kendisi için önemli diğerleri, kutsal değerleri, idealleri için, kendini feda edebilme, aşkınlaşarak kendini gerçekleştirme ihtiyacı kötüye kullanılmamalıdır.

 

Ülkemizin doğusunda terör olayları yıllardır süre giderken, komşu ülkelerde yaşanan savaşlar bizi de yakından etkilemiş; son olarak Suriye’den milyonlarca insan ülkemize göçmek zorunda kalmıştır. 15 temmuz 2016 darbe girişimi ve sonrasında uzayan olağanüstü hal koşulları, medyanın acıyı, kanı, vahşeti defalarca göstererek toplumu travmatize edici etkisi, çocuklar ve gençler arasında şiddet içeren internet oyunlarının bağımlılığa varacak şekilde kötüye kullanımı, travmayı ve sonuçlarını olağanlaştırmamıza neden olmaktadır.

 

Bütün dünyada, fiziksel, cinsel ya da psikolojik istismara uğrama, şiddete şahit olma, doğal afetler, ciddi hastalıklara ya da kazalara uğrama, kendi bakım verenlerinin yaşamını tehdit eden hastalıkları dahil olmak üzere travmatik olaylara maruz kalmak, çocuk ve ergenlerde hiç de nadir değildir. Epidemiyolojik çalışmalardan yapılan tahminlere göre 16 yaşına kadar gençlerin %25’i, 16-18 yaş arası gençlerin ise %60’ı travmatik bir olaya maruz kalmaktadır.

 

Önemli olan çocuğu, ergeni travmanın ruhu ezici etki alanından çıkarıp, dayanıklı ruhsal yapı içinde deneyim zenginliğine ulaştırmaktır. Sağlıklı ruhsal gelişim bunu gerektirir. Hiç kimse yaşamın yüklerinden muaf değildir. Uygun paylaşım ile taşınan yükler güçlendirir. Bunun için derneğimiz gibi sağlıklı ortamlarda çocuk, ergen, aile paylaşımları yarar sağlamaktadır.


*Çocuk ve Aile Rehberliği Derneği, www.careder.org

Yönetim Kurulu Başkanı 

Prof. Dr. Behiye ALYANAK

behiyealyanak@hotmail.com